Açık Standartları neden savunmalıyız?


Şöyle bir okur mektubu geldi.

Merhaba,

Medium’da ki yazılarını severek okuyorum, yalnız gözden kaçırdığın bazı şeyler olduğunu düşünüyorum.

Endüstriye ucuz iş gücü yapmak amacıyla hazırlanan müfredatın bilginin oluşma diyalektiğine aykırı biçimde oluşması ve kakalanmasıyla, yazılım mimarilerinin mutlak doğruymuşçasına kabul edilmesi gerçeğinin benzerliğini fark edemediğini düşünüyorum.

Yıllar önce gazeteler çok farklı konuları barındırırdı ama teknolojinin gelişmesi ve mobil cihazların yaygınlaşması insanların ilgi alanlarını ve önceliklerini hedeflenmesinin yolunu açtı, bu durum aldıkları telefon arayüzlerini sadeleştirme eğilimlerini tetikledi, teknoloji insan ihtiyaçlarına paralel olarak gelişti, hep de öyle olacak gibi görünüyor.

Bilginin oluşma diyalektiğini görmezden gelen kapitalizm, bugün inovasyon adı altında workshoplar düzenliyor, dev şirketler kodlarını geliştiricilere açıyor.

Kalıplarla öylesine meşguller ki insanların ihtiyaç ve amaçlarını artık anlamakta zorlanıyorlar, bunun sebebini yazılım teknolojilerinin mutlak doğruymuşçasına kabul edilmesine ve geliştiricilerin bu teknolojileri öğrenmek için büyük zaman harcamasına bağlıyorum.

Ben interface ve diğer mimari öğelerin gerekli olmadığına onlar yerine javascript, html de ki gelişmelerin beraber kullanıldığı ekosistemlerin işe yarayabileceğine inanıyorum bilmiyorum belki de yanılıyorumdur ama dediğim gibi bunları kullanmanın mantıklı olmadığına inanıyorum.

Yürekten soruyorum beni ikna eder misin?
Sevgilerimle.

Ben de şu şekilde cevap verdim:

Selam,

Ben yazılarımı ucuz iş gücü için müfredat oluşturmak amacıyla yazmıyorum. Ben zamanında bilişim çalışanları dayanışma ağında bilginin metalaştırılmasına karşı bilgiyi paylaşma amaçlı ücretsiz eğitimleri başlattığımda da amacım buydu. Yazılım mimarilerinin mutlak doğru olması ile ucuz işgücü kavramının veya zorlama bilgi olmasının bağlantısı olmadığını düşünüyorum. Bilgisayar Bilimleri ve mühendisliği şunun surasında 50–60 senelik uygulama alanı bulmuş, genç bir mühendislik dalıdır. Tıp gibi, Fizik veya Biyoloji gibi teorileri yoktur veya çok azdır. Standartlar oturmamıştır ve standartlaşma çabası vardır. Yazılım mimarileri olarak tasarım desenlerinden bahsediyorsunuz sanırım. Tasarım desenleri konusu Christopher Alexander tarafından bina mimarisi yani inşaat mühendisliği için 1977’de ortaya atılan bir kavram. Yazılım mühendisliğinde bugün olduğu gibi o gün de varolan anarşi ve kaos ortamından dolayı, ortak ve bilimsel bir metodoloji oluşturmak amaçlı, inşaat mühendisliği biliminden alınan bir kavramlar dizisi. Bilimsel olduğu için din gibi değiştirilmez değil tabii ki.

Gelelim ikna konusuna, biyoloji, tıp, ilaç sanayii gibi insan sağlığını ilgilendiren bilim ve mühendislik alanları gibi kurallar ve yönetim organları olmadığı için, doğal olarak kuralsız, kaotik ve cahillikten beslenen bir ortam mevcut. 1950’lerde de mevcuttu. Bu ortamın böyle olması büyük şirketlerin lehine bir durum. Büyük şirketler yapısal kodlara karşı, tabii ki prosedürel kodlamayı promote edecekler ve standartların olmamasından kendi standartlarını dayatarak faydalanacaklar. Tıpkı, MVC gibi OOP gibi, Modülerlik kavramlara tecavüz eden React teknolojisinin facebook tarafından yaygınlaştırılması veya Google’ın saçma sapan bir js çerçevesi olan Angular teknolojisini yaymaya çalışması gibi. Bu şirket bağımlı teknolojiler, internetin, web’in herkese açık, demokratik web standartlarına tam anlamıyla tecavüz ederler, ve bu standartların oluşmalarını geciktirirler. Tıpkı Adobe şirketinin ömrü dolduğu ve gericilik ürettiği halde Flash adlı berbat kapalı kaynaklı boktan teknolojiyi solunum cihazında yaşatmaya çalışması gibi. Bu konu ile ilgili şu yazıyı okumanızı öneririm. https://www.pandastrike.com/posts/20150311-react-bad-idea

Sonuç olarak, ortak, açık demokratik standartlar ile oluşturulan yapısal kodlar, allahın emri değildir tabii ki, ancak standartsızlık ortamından küçük yazılımcılar veya minik yazılım evleri değil, dev şirketler fayda sağlarlar ki, tüm yazılımcılar kendi yan-kar ortamlarını yarattıkları ekosistemlerine doluşsunlar.

Kapitalizmin ve kapitalist şirketlerin kendi geliştirdikleri sözde “açık kaynaklı” ama açık web standartlarına tecavüz eden teknolojileri yaymaya çalışmalarının nedenini sanırım yukarıdaki paragraftan anlamışsınızdır. IBM gibi iğrenç bir kapitalist şirketin Linux vakfına neden on milyarlarca dolar bağış yaptığını da başka bir yazıda açıklamam gerekiyor sanırım ama bunu yorumlamayı şimdilik size bırakıyorum. İpucu olarak burjuva bankalarından kredi çeken aristokratlara referans verebilirim.

İyi çalışmalar,
Mutlu Koçak


Projelerle PHP 7

Ben Mutlu Koçak, Bilgisayar Mühendisiyim, ZCPE Sertifikasına sahibim ve “Hiç Bilmeyenler İçin İnternet Programlamaya Giriş — PHP 7” adlı kitabın yazarıyım. Kitabım: https://www.seckin.com.tr/kitap/911934237
Özgeçmişim:
http://represent.io/midorikocak.pdf 
Websitem:
http://mtkocak.net

Hiç bilmeyenler için 7 soruda Yazılım Geliştirme

1. Yazılım yapmayı öğrenmek istiyorum ama hiçbirşey bilmiyorum. Nereden başlamalıyım? Öncelikle özellikle kızlarda gördüğüm sounu anlatarak başlayayım. Genellikle yazılım erkek işi olarak görüldüğü için, yazılım mühendisliği okusalar dahi kadın arkadaşlarda bir çekingenlik oluyor. Hatta mezun olan kadın arkadaşlar kodlamadan çekindikleri için yönetici, test uzmanı, analist gibi pozisyonlarda çalışıyorlar. Yazılım geliştirme erkek işi falan değildir arkadaşlar. Margaret Hamilton Apollo uzay aracı için yazdığı kaynak kodu ile Bilinen ve kabul edilen ilk programcı Ada Byron Lovelace isimli bir kadındır. Hatta aya giden Apollo uzay aracının uçuş kontrol yazılımını Margaret Hamilton adındaki bir kadın yapmıştır ki daha geçenlerde kendisi Beyaz Saray’da Obama’dan madalya aldı. Hatta ince detayların farkına varmadaki aşinalığımız sayesinde biz kadınlardan çok iyi yazılımcılar çıkar. Zaten 1980’lere kadar bilgisayar ve yazılım işleri daktiloculukla eşdeğer görüldüğünden bu alanda daha çok kadınlar hakimdi. Daha sonra parası, vb’si nedeniyle erkek mesleği olarak görülmeye başlandı. Yine...
Patreon üyelerine özel içerik.
To view this content, you must be a member of Mutlu's Patreon at "Merakli Bilişimci Üye..." or higher tier
Already a Patreon member? Refresh to access this post.

Benim Hikayem

Ben Mutlu  Koçak. Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2001 yılında lisemizin internet sayfası yokken, arkadaşlarla okul müdürlerinin yanına nazi bayrakları falan koyup html sitesi yaptık. O sayede HTML’ye aşina olmaya başladım. Daha sonra siteye olan ilgi artınca, bunu daha legal, öğrencilerin anılarını fotoğraflarını paylaşacağı bir ortam haline getirdim. O zamanlar piyasada bir tane Görkem Çetin’in Linux kitabı ve 0 adet PHP kitabı vardı. 56K dial up modemle erişebildiğimiz sunucuları kullanarak PHP Nuke İçerik Yönetim Sistemi (spaghetti kodu) ile bir portal hazırladım. Portal tabii ki ingilizce, bir kaç dil daha var ama Türkçe yok. Dil doyalarını görüp değiştirirken küçük küçük syntax (programlama dili cümlesi) yapısına da aşina olmaya başladım. Neredeyse tüm bilgimi bu merak ve araştırma dürtüsü ile, bir şeyleri deneyerek bozarak uğraşarak öğrendim diyebilirim. İlk yaptığım projelerden biri kişilerin doğum tarihlerini haber veren onlara otomatik mail gönderen bir mini CRM uygulamasıydı. Özel tarihlere göre mail adresi varsa otomatik ma...
Patreon üyelerine özel içerik.
To view this content, you must be a member of Mutlu's Patreon at "Merakli Bilişimci Üye..." or higher tier
Already a Patreon member? Refresh to access this post.